Başbakan Tansu Çiller’i Bile Dolandıran Selçuk Parsadan’ın Hikayesini Okuyunca Ağzınız Açık Kalacak

Son dönemlerde duyduğunuz dolandırıcılık hikayelerini unutun. Yaşı yetenler bu olayı belki hatırlayıp şimdikilere hayret edecek, yetmeyenler ise öğrendiklerinde bir o kadar şaşıracak. Başbakanı dolandıran Selçuk Parsadan’ın inanılmaz hikayesine buyurun…

Daha birkaç ay önce dolandırıcılık suçlamasıyla gündeme gelen Dilan Polat’ı, Seçil Erzan’ı konuşuyorduk. Bu iki isim Türkiye tarihinin en büyük vurgunlarını yapan kişiler olarak anılıyor ama onlardan öncekileri hatırlayanlar daha ilginç olaylara tanıklık etmişti.

Boğaz Köprüsü’nü millete gösterip “Bu köprüyü sana iyi bir fiyata satarım” diyen Sülün Osman, dolandırıcılık tarihine adını altın harflerle kazımış olabilir. Sülün Osman’ı akıllara kazıyan aslında şu cümleleriydi:

‘Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. On tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. Kuyumcunun kapısındayız. Dükkan kapalı. Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan. Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. Diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın… ‘

Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor.

O arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. Telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, ben de kayboluyorum ortalıktan. Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. Ben aranıyorum. Demiyorlar ki ona, be adam bin liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı, diye. Gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı. Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım.’

Fakat şu an Netflix gibi bir platformda dizisi çekilse hepimizin merakla izleyeceği hikaye Sülün Osman’ın değil, Selçuk Parsadan’ın hikayesi olur. Çünkü kendisi dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını ve hatta Cumhurbaşkanını dolandırmış bir isim.

Aslında onun hikayesi biraz da babası tarafından yazılmış. Kadıköy Merkez Emniyet Memuru olan baba Sebahattin Parsadan, aynı zamanda dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in hem sevdiği bir isim hem de ve Menderes’in gönüllü yakın korumasıydı. Ama iddiaya göre yakın korumadan çok, Menderes’in aşk hayatını organize eden ve masrafları örtülü ödenekten karşılayan gölge bir isimdi.

Oğul Selçuk Parsadan’ın, babasının “tavsiyesiyle” dolandırdığı ilk ünlü isim ise Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. Kendisini “Paşa” olarak tanıtan Parsadan, Demirel’e Atatürk posteri satmak istediğini söylüyor ve olaylar şöyle gelişiyor:

”İlk telefonlarımdan biri Demirel’edir. Paşa olarak açtım. Galiba Atatürk tablosu sattım ya da bir devlet bileti… İlk on konuşmamdan biriydi. Babamın tavsiyesi ile Başbakan Demirel’i aradım ve kaptım parayı”

Fakat Parsadan’ın Tansu Çiller’i dolandırması hepsinden çok daha ilginç bir hikaye. 2 Kasım 1995 tarihinde kendini Emekli Orgeneral Necdet Öztorun olarak tanıtan Selçuk Parsadan, Çiller’e Kemalistler Derneği adına aradığını söylüyor.

Emekli paşaların DYP lehine çalışacağını ve kendisi için binlerce oy toplayacağını ancak bunun için derneğe yardım etmesi gerektiğini aktarıyor Parsadan. Tansu Çiller, partisi adına gelecek bu oy yatırımına seve seve destek veriyor ve hükümetin örtülü ödeneğinden tam 5.5 milyar TL Parsadan’a bağış yapıyor.

İlk hafta için 3 milyar beklentisi olan Parsadan bir anda 5.5 milyar TL’yi görünce sevinçten çıldırıyor. Dolandırdığı bu parayı, sevgilisiyle birlikte rulet masalarında kumar oynayarak yiyor. Zaten onu ele veren de bir süre sonra ayrıldığı sevgilisinin ihbarı oluyor.

Olay açığa çıktıktan sonra ara kararı çıkartılan Parsadan İstanbul’dan kaçıyor ancak Arena gibi dönemin haber programlarına bağlanıp canlı yayınlara katılıyor. Hatta bu esnada Başbakan Tansu Çiller için “Safbayan” tanımını kullanıyor.

Bir süre sonra emniyet güçleri, Parsadan’ın Balıkesir Altınoluk’ta olduğunu kesinleştiriyor. Altınoluk’taki neredeyse hemen hemen bütün evler aranıp Parsadan bulunuyor ve hapse atılıyor.

Her mahkemede şov yapan Parsadan, kendisine “şaklaban” diyen hakime “Ben bu adamı döverim, ne Ağca ne de Oral Çelik bunu kurtaramaz” şeklinde çıkışıyor. Bu çıkışmalar, Parsadan’ın örtülü ödenek davasının gündemde kalmasını sağlıyor.

Bu esnada Başbakan Tansu Çiller’e Yüce Divan yolu görünüyor. Çiller, Yargıtay’a başvurarak mahkeme kararının bozulmasını ve adının belgelerden çıkarılmasını talep etse de Yargıtay, Parsadan hakkındaki kararı onuyor.

TBMM Soruşturma Komisyonu, Tansu Çiller’i “örtülü ödenekten usülsüzce harcama yaptığı” gerekçesiyle suçlu buluyor. Ancak 29 Haziran 2000 tarihli oturumda oy çokluğu sağlanamadığı için Tansu Çiller aklanıyor ve konu Çiller cephesi tarafından kapanıyor.

Bütün bunlar olurken hapishanede cezasını çeken Selçuk Parsadan, Sabancı Suikastinin sanığı olan Mustafa Duyar’la karşılıklı koğuşta kalıyor. Nuri Ergin’in, Mustafa Duyar’a yaptığı silahlı saldırı sonucu ağzından ağır yaralanan Selçuk Parsadan, merminin omuriliğine isabet etmesi sonucu omurilik kanseri oluyor. Hapishaneye girişinden 4 yıl sonra yani 2001 yılında tahliye olan Parsadan, 2007 yılında tedavi gördüğü Okmeydanı Hastanesi’nde kanser sebebiyle hayatını kaybediyor.

Bugüne kadar Türkan Sabancı, Rahmi Koç gibi isimleri de dolandıran Parsadan, Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en büyük dolandırıcılarından olarak anılıyor.

Bir zamanlar lüks içinde yaşayan Selçuk Parsadan’ın oğlu Hakan Parsadan ise, kolej hayatı ve basketbol oyunculuğundan sonra babasının ölümüyle sokakta yaşamaya başlıyor. Kendisiyle ilgili en son 2019 yılında, evsizlerle birlikte yaşadığı haberleri var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x